Can Taner

07 Mayıs 2014

Bizden Haberler

İlkler her zaman özeldir

Çalıştığınız sektörde zaman geçirdikçe, sektörün içinde farklı yerlerde farklı şekillerde varlık gösterince, sizinle yolları kesişen insanları tanımanız ve onlarla alışverişte bulunmanız bu durumun en doğal sonuçlardan biridir. Hatta benim şu an bile halen en yakın arkadaş grubum diye tanımladığım grup, yıllar önce çalıştığım ve “orada kurum kültürü dersleri aldım” dediğim şirket olan Sony Eurasia’da tanıdığım mesai arkadaşlarımdır. Hepsiyle sık sık görüşürüm. Her biriyle herhalde hayat boyu anlatılabilecek hikayelerimiz olmuştur. Yine hayatımın işte “o dönemi”nden tanıdığım ve belli bir süre boyunca aynı ekipte yer alma firsatını yakaladığım Lemi Orhan Ergin‘le bugün yepyeni bir anımız oldu. Gerçi o, bu anının benim için değerini, büyük ihtimalle ancak okuyunca anlayacaktır.

Lemi, benim gözümde daima “çok değerli ve bilgili bir yazılım profesyoneli” oldu. Kurucumuz Yakup Bayrak’ın ortak olduğu Keyfruit bünyesinde çalıştığım dönemde, davetim üzerine beni kırmayıp ekibe Agile metodolojiler konusunda bir eğitim seansı düzenlemişti. Bu noktada kendisini tanıma fırsatı bulan Yakup da benimle aynı görüşe sahip olmuştu. Bu nedenledir ki DAM Growth Hackers ekosisteminin çerçevesini çizerken Lemi’yi -nasıl ve ne şartlarla olacağını henüz bilmesek de- aramızda bulunmasını istediğimiz kişiler listesine tereddütsüz olarak eklemiştik.

Hem uzun süredir bekleyen catch-up’ı yapabilmek hem de ona DAM GH’den bahsedebilmek için bugün (6 Mart 2014) öğle yemeği için Lemi ile sözleştik. Bir alışveriş merkezinin içinde, Yakup’un yine benim salata diyetimin temellerine dinamit koyma çabaları eşliğinde, yemek masasına yerleştik ve sohbete başladık. Aklımızdaki, en azından benim aklımdaki konuşma, genel olarak 3 sektördaşın “sen neler yapıyorsun dostum?” sorusuna karşılıklı cevap vermesiyle ilerleyecekti. Fakat bir sonraki sahnede ben kendimi, yemek tepsilerinin arasında bir laptop üzerinde DAM sunumunu açmış ve hararetli şekilde (ve sıfır hazırlıkla) pata küte sunum yapan bir adam olarak buldum. Sunumun %99’u improvize ve Yakup’la daha önceki konuşmalarımızda ‘evet budur’ dediğimiz söylemlerin benim “pasaj esnafı aile yapısında şöyle bir ekmeği bandırdığım hali”ydi. Haliyle sunum dokümanına uyumluluğu değerleme dışı kaldı (hatta sunumu biraz önce mail attım ki adam yazanları da görsün). Ben anlatırken ve sonrasında Lemi’nin mimikleri, gestusları ve farklı kanallar kullanarak verdiği diğer tepkileri en az sözlü yorumları kadar değerliydi. Bunların sonraki örnekler için bize önemli değerlemeler kazandıracağının farkındaydık. Gayet mutlu ve bir o kadar da umutlu olarak alışveriş merkezinden ayrıldık. Otoparka doğru ilerlerken konuşmamı ve kişisel hikaye anlatıcılığımı puanlamaya başlamıştım ki Yakup durdu ve şunu söyledi “DAM Growth Hackers’ın ilk sunumunu yaptık, farkında mısın?”

İlkler her zaman özeldir. Teşekkürler Lemi…